25 Kasım 2011 Cuma

Eleştirilere güzel bir cevap ..

Örtü Fetişizmi ve Âlâ Dergi

ortu-fetisizmi-ve-ala-dergi

Hassas konular üzerine düşünceleri aktarmak risklidir. Büyük ihtimalle söylemek istedikleriniz birçok sebepden dolayı sizin belirtmek istediğiniz haliyle dimağda şekillenmeyecektir. Misal; sizin aktarışınızdan, kimliğinizden, karşındakinin zaten mevcut konu hakkındaki önyargısından, üzerine daha önce yapılmış yorumların kalıntılarından vs.
Yine de ifade etmek istiyorum.
Hangi çağda olursa olsun, kadının örtüsü üzerine yapılan mücadeleler bitmediği gibi, örtünün şekli üzerine yapılan yorumlar da kanaatimce örtüyü ve kadını korumaktan çok, örtülü kadını rencide eder duruma gelebiliyor.
Örtünmenin kıstasları için, ayette belirtilen sınırların kapatılmasını yeterli bulmayan mütedeyyin erkek yorumcuların bazıları “örtü dikkat çekici olmamalıdır” derler ki; bu kavramın içini dilediğiniz gibi doldurabilirsiniz. Aslında İslam alimlerinin genel kabulü; el,yüz ve ayak örtünmek zorunda değildir. Fakat ayak fetişizmi açısından bakarsanız, bu da tartışılabilir. Nitekim “burka” türü örtüler de kadını “tümden hiç görünmez” kılmakla daha iyi korumak anlayışından türemiş olmalı…Burkayı burada hatırlatmakta fayda var . Burka, her taraftan kapalı, giyenin önünü görmesi için yüz kısmı kafesli çarşaftır. Resimde gördüğünüz burka giyen kadına dikkat ederseniz ayakları açıkta kalmış, dolayısıyla ayakfetişizmi dürtüsüne sahip erkek için yeterince çıplaktır!
Tam da bu açıdan düşünürseniz, tüm bedenini ayet ölçülerine göre kapatmış kadının örtüsünün güzel olmasını dikkat çekici bulan anlayış da bir tür “örtüfetişizmi” üretmektedir. Böyle bir zihniyet de örtüyü cinsel bir kimliğe kavuşturur. Kadın için örtünmek, sosyal yaşamda ya da kamusal yaşamda yer alabilmek için cinsel kimliğini törpülemekten başka bir şey olamayacağı, kanaatimdeyim. Yani amaç; çirkin ya da ucube görünmek olmamalıdır. Zarif ve şık giyinmeyi büyük günahmış gibi yorumlayan mütedeyyin erkeklerin, zihinsel bir yenilenmeye ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. İnsan zaman zaman kendi düşüncelerine septik bir yaklaşım sergilemekle kazanç sağlayabilir. Düşünsenize insanoğlu değil midir ki, sırf böyle düşünmediği için asırlardır dünyanın kimi yerlerinde hala puta tapıcılığını devam ettirebiliyor.
Örtünün hangisinin dikkat çekici hangisinin itici olduğu üzerine de birçok fikir yürütülebilir.
Aslında bu zamana kadar örtülü kadına sunulan basmalı , bol çiçekli ve karışık desenli örtülerin dışında giyim kuşam vardı da onlar mı giymedi? Şimdikiler kapitalist piyasadan dolayı mı böyle giyiniyor,yoksa eskisi gibi giyimini kendi üretmediği için mi ? Aslına bakarsanız, mütedeyyin kadına zevki hiç sorulmadı! Bir dönem ne üretildi ise onu kullanmak zorunda idi. Daha da derinleştirebiliriz. Kültürel bir zevk nasıl gelişir? Mesela Anadolu kadınının oyalar ve danteller ya da işlemelerle süslediği elbiseleri de dikkat çekici sayılır mıydı? Şimdiki eleştiriler bu elbiseleri de aynı kefeye koyar mıydı? Bellerinde sımsıkı gümüş kemerler ya da onlar da olmasa saten bağlar vardı. Bunları da vücut hatlarını ortaya çıkaran kadınlar olarak mı mimlerlerdi? Başlarındaki feslere diktikleri çiçekler , yazmalarına işledikleri simler dikkat çekiciliği daha da artıran objeler olarak büyük günahlardan sayılır mıydı? Bu feslerle yapılan baş bağlamalar deve hörgücü diye tabir edilen ve sahih olduğu söylenen hadisde ifade olunan görüntüye benzetilir miydi ki? Yani cehennemlik mi kabul edilirlerdi? Şu resimlere bir bakınız.
Hülasa; muhakkak ki, örtünmenin ilk aşamasındaki bir genç kız yahut hangi aşamasında olursa olsun takva derecesi aynı olmayan kadınların hataları olabilir. Yine de örtünme çabalarının eleştirilecekse dahi bunun bir özel hayat titizliğinde ve gizliden yapılmasının gerçek bir iyi niyet olacağını, aksi takdirde ötelemek ve itelemekten başka bir faydasının olmadığını biliyorum.
Tüm bunları muhafazakârların ilk moda dergisi olarak adlandırılan Âlâ dergi üzerine yapılan yorumlardan sonra ifade etmek ihtiyacı duydum. Dergiyi inceledim, sadece moda içermiyor, çocuk bakımı, sağlık, diyet ve benzeri konular da var, fakat ilk izlenim olarak moda ağırlıklı olduğu için bu şekilde tanımlanması da doğaldır. Tekrar ve ısrarla altını çiziyorum ki, doğru noktalardan eleştiriler elbette ki olmalıdır. Hatta benim de var, ama bu yazıda belirtmeyeceğim. Lakin amaç yok etmekmiş gibi görünen, sözlü şiddetin fevkinde bir hızla gönderilen eleştiri oklarının neyi öldüreceği belli olmayabilir. Hedef şaşabilir. Özellikle tesettür niyetindeki genç kızlar için son derecede utanç verici bir hal aldı, eleştiriler… Diyorlar ki, “örtüsüz daha az eleştiriliyor ve kabulleniliyoruz”
Yazdıklarım hiç niyetimde olmasa da kimileri için rahatsız edici olabilir. Sadece pencerenin diğer cephesinden görünen kısmı anlatmak istediğimi belirtiyorum. Benimle aynı düşünmeyen dostlarımı küstürmek istemem. Yazımın amacı her halükarda muhafazakâr camianın birbirini ötelemesine neden olan yorum farklılıklarının düşündürdüklerini naklederek, birbirimizle kurmamız gereken empatiyi yok etmemektir.
Ne var ki o dost kalemlerden biri hep şöyle der; “Rabbim sen benden razı ol, isterse bütün dünya küssün.” Yani “Hakkın Hatırı Âlîdir. Hiçbir Hatıra Feda Edilmez.”

17 Kasım 2011 Perşembe

benim için bir tık da sen de :)))

slm arkadaşlar bi yarışma var bunu kazanmayı çok istiyorum ve tek çarem sizlersiniz o güzel ellerinizle şirin pc lerinizden bir tık diyip aşağıdaki bağlantıya bi göz atın yeter ne kadar çok arkadaşım bakarsa kazanma ihtimalim o kadar yüksek lütfen bana bi yardım edin kızlar :)) fikrimühim de iyi bir kampanya 'yangın var  ' filmi gösterime girmeden kampanyası parmaklarınızın ucunda hadi TıkLa SeNdE LüTfEn :)

http://www.fikrimuhim.com/Public/Share.aspx?campaignID=109&UserID=8b0702d9-d8f7-4f18-9170-2d78600e8740

16 Kasım 2011 Çarşamba

güzel hediye katılın derim..

slm arkadaşlar güzel bi hediye haberi aldım aylar sonra yeni yeni takılırken blog dünyasına gözüme çarpacak kadar güzel bir şal çıktı karşıma ama umarım bana çıkar ..

ben de şansımı denemek isterim derseniz buyrun TıK TıK..!